Ayrılma anksiyetesi, bebekte seçici bağlanmanın gelişimi ile başlayan ve yıllarca devam eden normal gelişimsel bir süreçtir. Normal ayrılma anksiyetesi, genellikle erken çocukluk döneminde artış göstermekte ve 3-5 yaşlarında kademeli olarak azalıp sona ermektedir. Ayrılma anksiyetesi bozukluğu ise, çocuğun en fazla bağlandığı kişilerden ayrılması ile ilgili gerçek dışı ve aşırı kaygı duyması ile karakterize bir psikopatolojidir.

Ayrılma anksiyetesi bozukluğu olan çocuk ve ergenler, bir ayrılık durumunda kendilerine ya da anne babaları gibi bağlılık figürlerine zarar gelebileceğine ilişkin aşırı endişe yaşamaktadırlar. Bağlanma figürlerinden ayrılma durumu ya da beklentisi karşısında bir grup duygusal, bilişsel, davranışsal ve bedensel belirti ortaya çıkmakta olup, bunlar kişinin yaşamdan zevk almasını, sosyal yaşamını, aile ilişkilerini, okul ve diğer alanlardaki işlevlerini olumsuz etkilemektedir.

KLİNİK GÖRÜNÜM

Ayrılma anksiyetesi bozukluğunda altta yatan temel korku; bağlanma figürlerine ya da çocuğun kendisine zarar gelebileceği ile ilişkilidir. Bu temel korku sonucunda, kendine ve bağlanma figürlerine zarar geleceği korkusu ve onlardan ayrılma durumlarında kaygı duyma gibi psikolojik belirtiler; ebeveynden ayrılamama, okul reddi, arkadaş evinde oyun oynamada anksiyete ve kaçınma gibi davranışsal belirtiler; ayrılma, kaybolma, kaçırılma, ölüm vb temaları içeren kabuslar görme, mide, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi çoklu bedensel belirtiler görülebilir.

Okul reddi ayrılma anksiyetesi bozukluğunda gözlenen ve çocukların işlevselliğini önemli ölçüde etkileyen durumlardan biridir. Okul reddi olan çocuk ve ergenlerle yapılan bir çalışmada, okul reddi olan çocuklarda %74,5 ayrılma anksiyetesi bozukluğu, %9,1 obsesif kompulsif bozukluk, %7,3 major depresyon, %7,3 dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, %1,8 sosyal fobi tanısı olduğu saptanmıştır.

Okul reddi durumunda, genellikle ayrıt edilmeleri güç olmayan ancak akılda tutulması gereken durumlar arasında öğrenme bozuklukları (okul performansı hakkında endişeler), bipolar bozukluk (huzursuzluk, uykusuzluk), depresyon (somatik yakınmalar, uykusuzluk), otizm spektrum bozuklukları (rutin davranışlara fazlaca bağlı olma) yer almaktadır.