ergenlerde depresyon

Depresyon ataklarla giden ya da kronik seyir gösteren bir psikiyatrik bozukluktur. Süreğen ve yaygın bir üzüntü veya mutsuzluk hali, günlük etkinliklerden keyif alamama, irritabilite, iç sıkıntısı ve bunlara eşlik eden olumsuz düşünme, enerjinin azalması/yokluğu, konsantrasyon güçlüğü, iştah ve uyku düzeninde bozulmalar ile karakterize bir durumdur. Depresif bozukluğa sahip bireyin işlevsellik alanlarında da bozulma belirgindir. Depresyonun görünümü yaşa, cinsiyete, eğitim durumuna ve kültürel alt yapıya göre değişebilir. Depresyonun alt tipleri belirtilerin şiddetine, yaygınlığına ve işlev kaybına göre ya da manik epizodların veya psikotik belirtilerin varlığına göre belirlenir.

Depresyon ergenlerde görülen yaygın psikiyatrik bozukluklar arasındadır. Ergenlik döneminde ortaya çıkan depresyonun gelişimini anlamak, tanı koymak ve tedavi etmek oldukça zordur. Çoğu ergen, kliniğe ebeveynlerinin yardım arayışı ile getirilmektedir. Ergen, bir klinisyen tarafından değerlendirilmek istemeyebilir ya da değerlendirmeden korkabilir. Yine kendisinin iyi olmadığı ile ilgili konuşmakta güçlük çekebilir.

Klinisyenin ergenin içinde bulunduğu biyopsikososyal gelişim dönemini bilerek ergenin belirtilerinin bir psikiyatrik bozukluğun ölçütlerini tam olarak karşılayıp karşılamadığına ilişkin karar vermesi, belirtilerin günlük hayatına etkisini, aile işlevselliği ile ilişkisini, tedavi gerektirecek düzeyde olup olmadığını ve eğer tedavi gerekiyorsa hangi tedavinin en uygun tedavi olarak seçileceğini belirlemesi gerekmektedir.

KLİNİK ÖZELLİKLER

Ergenlikte görülen depresif bozuklukta, inatçı ve yaygın üzüntü hali, hayattan zevk alamama, kolay sıkılma ve irritabilite gözlenmektedir. İşlevsellik alanlarında bozulma söz konusudur. Memnun eden, hoşa giden etkinlikler, ilişkiler ve diğer insanların ilgi ve dikkati gibi, rahatlama hissettiren deneyimlere göreceli olarak yanıtsızlık söz konusudur.

Ergenlik döneminde duygu durumda inişler ve çıkışlar çok sık gözlenmektedir. Bu belirtiler ile depresyonun önemli bir farkı; depresyonda işlevsellikte bozulmanın olmasıdır. Ortaya çıkan belirtiler değerlendirilirken olgunun içinde bulunduğu gelişim dönemi göz önünde bulundurulmalıdır.

Ergenlerde huzursuzluk, arkadaşlara ve daha önceden keyif alınan etkinliklere karşı ilgi kaybı, içe kapanma, okul başarısında düşme, devamsızlık, dikkat toplamada zorluk, konsantrasyon azalması, psikomotor yavaşlama, aşırı yeme, aşırı uyuma, iştahta azalma, uyku süresinde azalma, yalnızlık, sevilmediği duygusu, düşük benlik saygısı, özkıyım düşüncesi ve girişimleri depresyonda görülebilir. Ergenler, içinde bulundukları psikososyal gelişim dönemi itibariyle duygu ve düşüncelerinde ani değişikliler yaşarken; depresif ergenler daha da hızlı değişiklikler yaşarlar. Ergenlik döneminde depresyona alkol ve madde kullanımı eşlik edebilir; alkol ve madde kullanımı depresif belirtileri komplike edebilir yine alkol ve madde kullanımı kendi kendini tedavi etme girişimi olabilir. Ergenlerde görülen okuldan ve evden kaçma, sigara, alkol, madde kullanımı ergenin depresyonunu maskeleyebilir.

Çalışmalarda depresyonun ergenlik öncesi dönemde kızlarda ve erkeklerde eşit oranda görülürken ergenliğin başından itibaren kız ergenlerde, erkeklerden fazla görüldüğü saptanmıştır.  Depresif  bozukluk görülme riski, kız cinsiyet lehine 3-4 kat kadar artar. Ergenlikte depresyon kızlar arasında erkeklerden daha yaygın olması nörobiyolojik değişikliklerin, ortaya çıkan cinsiyet farklılığının nedeni olabileceğini düşündürmektedir. Kızlarda puberteye erken girme depresyon için risk faktörüyken; erkeklerde gerçekleşen adrenarş erkeklerde depresyona karşı koruyucu bir faktördür. Kızlardaki gonadal hormonal döngü depresyona yatkınlığı arttırıyor olabilir.

ERGENLERDE DEPRESYON İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

Biyolojik risk faktörleri

Ailede depresyon öyküsü

Ailede alkol ve madde kötüye kullanımı

Ailede bipolar bozukluk öyküsü

Ergenlik dönemine girme

Kronik medikal hastalık

Geçirilmiş depresyon

Psikolojik risk faktörleri

Özellikle anksiyete bozukluğu gibi komorbid durumlar

Nevrotik yada yüksek duygusal mizaç özellikleri

Negatif bilişsel tarz, kendilik saygısında azalma

Travma

Kayıp ve yas

Ailesel risk faktörleri

İhmal ve istismar

Olumsuz ebeveyn tutumları

Reddetme-İlgilenmeme

Ebeveynde ruhsal bozukluk

Sosyal risk faktörleri

Akran zorbalığı

Çocukluk ve ergenlik döneminde suça sürüklenme

Evlat edinilme, mülteci olma, evsiz olma

ÇOCUK VE ERGENLERDE DEPRESİF BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİNDE TEMEL PRENSİPLER

Tedavi edilmeyen Depresyonun çocuk ve ergenlerde madde kullanımı, yasal problemler, kötü yaşam olaylarına maruziyet, fiziksel hastalık, erken gebelik, iş, akademik ve psikososyal fonksiyonlarda bozulma gibi durumlarla ilişkili olduğu bildirilmiştir. Çocuk ve ergenleri bu olumsuz sonuçlardan korumak için Depresyonun etkin bir şekilde tedavisi büyük önem taşımaktadır.

Çocuk ve ergenlerde Depresyonun hafif şiddetli seyrettiği, psikososyal bozulmanın hafif derecede olduğu durumlarda ve intihar fikirleri ya da psikotik bulgular yoksa genellikle ilaç tedavisine ihtiyaç yoktur; yaklaşım aile, okul ve çevre stresörlerine yönelik eğitim ve destekleyici terapi şeklinde başlar. Eğer depresif semptomlarda iyileşme olmazsa daha spesifik psikoterapi veya farmakolojik yöntemlere geçilir. Depresyonun orta şiddetli olduğu olgularda, kronik ya da önemli oranda psikososyal bozulmanın eşlik ettiği durumlarda psikoterapi ve farmakoterapi kombinasyonlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte psikoterapi yöntemleri de tek başına yeterli olabilir. Bazı depresif semptomlar (ajitasyon, düşük motivasyon ya da psikotik bulgular) psikoterapi yöntemlerinin kullanılmasını sınırlayabilir, bu yüzden tedaviye sadece antidepresanlarla başlamak uygun olabilir. Depresyonun ağır derecede olduğu, psikotik bulguların eşlik ettiği ve daha önceki tedavilere direnç gelişmesi durumunda farmakoterapi gereklidir.

Depresyonda psikofarmakolojik tedavi 3 evreden oluşur. Bunlar akut, sürdürüm ve idame tedavisidir. Akut tedavinin amacı tedaviye yanıtı ve tam semptomatik iyileşmeyi sağlamaktır. Sürdürüm tedavisinin amacı tedaviye cevabı devamlı kılmak ve depreşmeleri önlemektir. İdame tedavi ise ağır, tekrarlayıcı ve kronik depresif bozukluğu olanlarda yinelemeleri önlemek için kullanılır. Tedavinin her fazında ilaç seçimi yaş, bilişsel gelişim, depresyonun şiddeti ve tipi, kronisite, eş tanılar, psikiyatrik aile öyküsü, aile ve hastanın tercihleri ve beklentileri, kültürel durumlar ve farmakoterapi veya psikoterapi yapabilecek uzmanların uygunluğuna göre belirlenmelidir.

Kaynaklar

  1. AmericanPsychiatricAssosiation. Diagnosticand Statistical Manual of MentalDisorders. 5th ed. Arlington, VA: AmericanPsyciatricAssociation, 2013. J Child Psychiatry-Special Topics. 2016
  2. J Child Psychiatry-Special Topics. 2016