OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU (ÇOCUK ERGENLİK DÖNEMİ) OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE OTİZM BELİRTİLERİ 1 – ergen otizm

Okul öncesi dönemde birçok alanda sorunlar görülürken, beklenilen yaş düzeyinde halen dil gelişiminin kazanılamamış olması en sık geliş şikâyeti olarak bildirilmektedir. Okul öncesi Otizmli çocukların tamamında dil ile ilişkili sorunlar görülmektedir.

Bazısında pür ya da eşlik eden ifade edici dil sorunları görülürken, hemen hepsinde dili kavramaya ait sorunlara rastlanmaktadır. Bazı çocuklar ise geç konuşmaya başlarken, akıcı ancak anlamsız şekilde bir jargon kullanarak kısmen ilişki kurma niyetindedir. Bu çocuklarda akıcı konuşmaya rağmen, ciddi kavrama problemleri görülmektedir. Bazıları ise erken dönemde konuşmaya başlamakta ancak, karşıdakinin ne konuştuğunu dikkate almadan aralıksız ve melodik şekilde, kendi kısıtlı ilgi alanı çerçevesinde konuşmayı sürdürmektedir. Konuşma ve dil sorunları, sosyal yeti kayıpları, tuvalet eğitiminin kazanılamamış olması 4-5 yaş Otizm tanısına sahip çocukların aileleri tarafından sıkça bildirilen sorunlardandır. Ekolali, kısa konuşma, tuhaf ses tonu, zamir karıştırma, uygunsuz ve konuyla ilişkisiz cümle kurma, karşılıklı iletişimde zayıflık en sık görülen dil sorunlarıdır.

Bu yaş döneminde aileler tarafından bildirilen ve klinisyenlerce fark edilen diğer sorun davranışlar; yabancılarla beraber yürümek, başkalarının özel alanlarına girmek, başkalarına dokunmak, yalnız kalmayı tercih etmek, dönen cisimlere aşırı ilgi duymak, el çırpmak gibi stereotipik davranışlar ve aynılık tutkusu olarak belirtilmektedir. Bu dönemde motor stereotipiler sıklıkla görülmektedir, ritüellerine sıkı sıkıya bağlı kalma söz konusudur.

Otizm tanısına sahip çocukların bir kısmı çok erken dönemde kendiliklerinden okumayı öğrenmektedir. Kendileri çoğunlukla okudukları yazıların anlamlarını çok az kavrayabilmektedir. Hiperleksik olan bu çocukların bazılarının bilişsel yetileri normal ya da normalin üstünde olabilirken, ne erken akıcı konuşma, ne de hiperleksi Otizm tanısına sahip çocuklarda normal zekâyı garanti etmemektedir.

OKUL DÖNEMİNDE OTİZM BELİRTİLERİ

Bu yaş döneminde Otistik çocukların bir kısmı özel alt sınıfa ya da kaynaştırma eğitimine gereksinim duyarken bir kısmı ise normal örgün eğitime ayak uydurabilmektedir. Bir kısmı sadece konuşma terapisi eğitimini, ek olarak almakta iken büyük bir kısmı aynı zamanda özel eğitime gereksinim duymaktadır. Ezberleme yoluyla öğrenmeye çalışma, bu çocuklarda bu dönemde halen zorluk yaratmaktadır. Bazı çocuklar, üstün matematik ve üst düzeyde gördüğünü okuma yetisine sahipken, okumayı kavramada yaşıtlarına göre geri kalırlar.  Birçok aile, çocuklarının bu dönemde yaşıtlarını fark ettiğini belirtirken, yine de sosyal açıdan uygunsuz davranışlara sahip olduklarını ifade etmektedir. Değişime oldukça dirençli olduğu bilinen bu çocuklar akademik ve sosyal beceri gerektiren okul yaşamında zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

İçe kapanıklık, garip ve uygunsuz prozodi, persistan ekolali, zamir karıştırma, yaşı ile uyumlu olmayan kelime dağarcığı, iletişim aracı olarak dilin kısıtlı kullanımı, sadece ilgi duyduğu konularda uzun süre tek başına konuşma tercihi gibi iletişimsel alandaki zorluklar bu dönemdeki çocuklarda görülmektedir. 5 yaş öncesinde dil gelişimi başlayanlarda gidişat daha iyi olmaktadır.

Okulda akranlarının oynadığı oyunlara katılmada sorunlar yaşama, ortak oyunlarda uygunsuz, agresif, yıkıcı davranışlar sergileme, sınıf kurallarını fark etme, yönergeleri izleme ve anlamada yetersizlikler, sosyal uyaranlardan kolaylıkla sıkılma, erişkinlerle ilişki kurmada zorluklar, sınırlarına müdahale edildiğinde aşırı derecede tepki verme gibi sosyal alandaki zorluklar bu yaş döneminde sıklıkla görülmektedir.

Bu yaş grubunda belirli durumlar ya da ortamlar karşısında yoğun korku ve kaygı yaşama, önemsiz olan rutinlerinin yapılmadığı takdirde bile uzamış, yoğun öfke nöbetleri sergileme, uyku bozuklukları, epilepsiler görülebilmekte; sıklıkla binişiklik gösteren dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, duygudurum ve davranış bozuklukları gibi eş tanıların klinisyenlerce iyi bir şekilde değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi önerilmektedir.

ERGENLİK DÖNEMİNDE OTİZM BELİRTİLERİ

Daha önce Otizm tanısı almış bu çocukların büyük kısmının ergenlik döneminde yapılan çalışmalarda akademik ve sosyal zorluklarının devam ettiği, arkadaşları ile etkileşime girseler de sosyal açıdan uygun olmayan şekilde ilişki kurdukları ifade edilmektedir. Tekrarlayıcı hareketlerin gittikçe azaldığı, ancak ritüelistik davranışların bir miktar devam ettiği, planlı olmayan beklenmedik ortamlarda, değişen çevre koşullarına uyum göstermede zorluk çektikleri bildirilmektedir. Ergenlikle beraber dürtü kontrol bozukluğu, öğrenme güçlüğü, okuma, dili uygun ve doğru kullanmada sorunlar, karşılıklı iletişim zorlukları, karşıt olma, kurallara uymama, tuhaf davranışlar gibi sorunların görüldüğü ifade edilmektedir. Çocuklar büyüdükçe otistik belirtilerde bir miktar azalmalar görülürken, okulla ilgili sorunların arttığı belirtilmektedir. Etiketlenme ve sosyal sorunlar çocukları ve ailelerini önemli ölçüde etkileyen problemler olarak kaydedilmektedir.

Yapılan izlem çalışmaları, okul öncesi dönemden ergenliğe ve erken erişkinliğe kadar sosyal ve dil becerilerinin değişmekle beraber bir devamlılık gösterdiğini bildirmektedir. Otizm tanılı, küçük azınlık sayılabilecek bir grup çocuğun, üretken şekilde yaşayabildiği, kendi yaşamlarını idame ettirebildiği, ancak bunların dışında kalan gruptaki çocukların yaklaşık üçte ikisinin yaşam boyu başkalarına bağımlı olarak kalabildiği ifade edilmektedir. Gidişat bu bireylerin Otizm yelpazesinin neresinde olduğuna göre çok değişkenlik göstermektedir.

TEDAVİ

Otizmin belirtileri her bireyde farklı şiddette seyretmektedir ve her bireyin farklı işlevsellik düzeyi ve eşlik eden farklı durumlar nedeniyle farklı ihtiyaçları bulunmaktadır.

Bu nedenle hazırlanacak tedavi programları bireyin sorun yaşadığı alanların hepsini kapsayacak şekilde bireysel olmalıdır. Bireyin yaşından bağımsız olarak tedavi planları yapılandırılmış öğrenim fırsatlarını kapsamalıdır. Yapılandırılmış eğitsel ve davranışsal müdahalelerin Otizmli çocuklarda etkili olduğu gösterilmiştir ve daha iyi bir gidişle ilişkilendirilmiştir. Davranışçı müdahaleler arasında Uygulamalı Davranış Analizi (Applied Behavior Analysis-ABA), uzun yıllardır otizmli çocuklardaki sorunlu davranışları azaltmak, dil gelişimini arttırmak için kullanılan bir yöntemdir.

Yapılan çalışmalar, 4 yaşından önce tedavinin başlandığı olgularda, dil gelişimi, sosyal ve bilişsel becerilerde daha hızlı ilerleme kaydedildiğini göstermektedir. Ayrıca günümüzde en önemli tedavi yöntemi olan özel eğitim içeriğinin belirlenmesi ve düzenlenmesine sosyal bilişsel yetersizlikleri artık çok iyi bilinen Otizm grubu çocuklara göz teması ve yüze bakışın arttırılmasını sağlayıcı, duyguları tanıma-uygun ifade edebilmeyi arttırıcı sosyal beceri eğitimlerinin verilmesi önemli görünmektedir.

Otizm tanılı pek çok olgunun erken dönemde yoğun bir terapi sürecinden fayda gördüğü bilinmesine rağmen, tedaviye beklenen yanıtı vermeyen olgular da bulunmaktadır. Bu olgular değerlendirildiğinde tedaviye yanıt ile ilişkilendiren en önemli faktörler; tedavi öncesi bilişsel kapasite, sosyal ilgi, dil gelişimi ve tedaviye başlanma yaşı olarak bulunmuştur.

Tüm çalışmaların sonucunda halen otizmin ana belirtilerini ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Çalışılan ilaçların otizme eşlik eden belirtilere farklı nörokimyasal yollarla etki ederek çeşitli düzeylerde yarar sağlarlar. Otizmde farmakolojik tedavi planlanırken hedef belirtilere odaklanılması gerekir, bu olgularda düşük doz ilaç kullanımı sırasında bile daha fazla yan etkinin ortaya çıkabileceği, Otizm olmayan çocuklara göre daha düşük tedavi yanıtları alınabileceği unutulmamalıdır.

KAYNAKLAR

  1. APA. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. 5th ed. Arlington: American Psychiatric Association; 2013
  2. Child Psychiatry Topics 2015;1(2)